Nevroz ve nevrotik arasındaki fark nedir ?

Uyumlu

New member
Nevroz ve Nevrotik: Sosyal Faktörlerle İlişkili Bir İnceleme

Herkese merhaba! Psikoloji dünyasında karşımıza çıkan ve genellikle kafa karıştırıcı olan terimlerden biri "nevroz" ve "nevrotik". Bu terimler, sıklıkla birbirinin yerine kullanılsa da aslında farklı anlamlar taşırlar. Bugün, bu iki terim arasındaki farkları daha yakından inceleyeceğiz, ancak sadece klinik bir bakış açısıyla değil, toplumsal cinsiyet, ırk, sınıf gibi sosyal faktörlerin nasıl etkili olduğunu da tartışacağız. Çünkü psikolojik sağlık, sadece bireysel değil, aynı zamanda sosyal yapılar ve eşitsizlikler tarafından da şekillenir.

Nevroz ve Nevrotik: Temel Kavramlar Arasındaki Farklar

Freud'un psikanaliz kuramında, "nevroz", kişinin bilinçaltındaki bastırılmış duygular ve içsel çatışmalar sonucu gelişen psikolojik bir durum olarak tanımlanır. Nevroz, kaygı, fobi, depresyon gibi belirtilerle kendini gösterebilir ve bireyin günlük yaşamını olumsuz yönde etkileyebilir. Bu kavram, bir kişinin ruhsal sağlığındaki dengesizlikleri işaret eder.

"Nevrotik" ise, daha çok bu ruhsal durumları sergileyen kişiyi tanımlamak için kullanılır. Bir kişi nevrotik olduğunda, sürekli kaygı içinde olabilir, gereksiz yere endişelenebilir, takıntılı davranışlar geliştirebilir veya küçük olayları büyük sorunlar haline getirebilir. Nevrotik bireyler, içsel çatışmaları ve bilinçaltı korkuları nedeniyle bu tür davranışlar sergileyebilirler.

Bununla birlikte, hem "nevroz" hem de "nevrotik" terimleri yalnızca bireysel psikolojik sağlıkla ilgili değildir; aynı zamanda sosyal yapılar ve eşitsizlikler tarafından da şekillendirilir.

Toplumsal Yapılar ve Nevroz: Eşitsizliklerin Rolü

Nevroz, yalnızca bireysel bir psikolojik durum olmaktan çok, içinde yaşadığımız sosyal yapılar ve toplumsal normlarla da doğrudan ilişkilidir. Toplumsal cinsiyet, ırk, sınıf ve diğer sosyal faktörler, bireylerin psikolojik sağlığını ve nevroz gelişimini etkileyebilir. Örneğin, toplumdaki kadınlar için geleneksel olarak dayatılan roller – ev içi sorumluluklar, annelik, başkalarının duygusal ihtiyaçlarını önceleme – bir kadının nevrotik belirtiler geliştirmesinde önemli bir etken olabilir.

Birçok kadın, toplumun kendilerine dayattığı mükemmeliyetçi beklentilerle başa çıkmak zorunda kalır. Bu durum, stres, kaygı ve sonrasında nevroz belirtilerine yol açabilir. Kadınlar, kendilerine "her şeyi mükemmel yapma" baskısı altında daha fazla kaygı yaşarlar. Aile, iş ve sosyal yaşam arasında denge kurmaya çalışırken duygusal olarak tükenmiş olabilirler. Bu, nevrotik davranışların yaygınlaşmasına neden olabilir. Kadınların yaşadığı bu sosyal baskılar, sıklıkla travmalara ve psikolojik zorlanmalara yol açar.

Araştırmalar, kadınların erkeklere oranla daha fazla kaygı, depresyon ve stres yaşadığını ve bu durumların sıklıkla nevrotik belirtilerle kendini gösterdiğini ortaya koymaktadır (Kuehner, 2017). Toplumsal cinsiyetin bu bağlamdaki rolü, kadınların duygusal yüklerinin artırılmasıdır. Bu, sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir sorundur.

Erkekler ve Nevrotik Davranışlar: Çözüm Odaklı Yaklaşımlar ve Baskılar

Erkekler ise toplumsal normlar gereği, duygusal zorluklarını daha az ifade etmeye eğilimlidirler. Erkeklik, toplumun gözünde genellikle "güçlü", "kontrol sahibi" ve "duygusal olarak dayanıklı" olmayı gerektirir. Bu yüzden, erkeklerin yaşadığı nevrotik belirtiler genellikle daha gizli kalabilir. Çoğu erkek, kaygı veya stres yaşadığında bunu içsel olarak çözmeye çalışır ve bu, psikolojik yüklerin daha da artmasına yol açabilir. Ayrıca, erkeklerin nevrotik davranışlarını dışa vurduklarında, toplumdan "zayıf" ya da "kontrolsüz" olduklarına dair damgalanma korkusu yaşadıkları için, yardım almakta daha isteksiz olabilirler.

Bunun bir örneği, iş yerinde aşırı derecede çalışarak tükenmişlik yaşayan bir erkek olabilir. Toplumun ona dayattığı "başarı" baskısı, onu daha fazla çalışmaya zorlar ve bu da stres, kaygı ve sonunda nevrotik davranışlara yol açabilir. Bu tür davranışlar, dışarıdan bakıldığında güçlü ve başarılı gibi görünebilir, ancak aslında bir psikolojik bozukluğun belirtisi olabilir.

Irk ve Sınıf Faktörlerinin Nevroz Üzerindeki Etkisi

Toplumsal ırk ve sınıf da nevrozun gelişiminde önemli rol oynar. Azınlık gruplarına ait bireyler, ırksal ayrımcılığa, stereotiplere ve sosyal dışlanmaya maruz kaldıklarında, bu durum psikolojik sağlıklarını olumsuz etkileyebilir. 2019 yılında yapılan bir araştırma, düşük gelirli ve azınlık gruplarındaki bireylerin, daha fazla psikolojik stres ve kaygı yaşadığını, dolayısıyla nevroz belirtilerinin bu gruplarda daha fazla görüldüğünü ortaya koymuştur (Williams & Mohammed, 2013).

Sosyal sınıf farkları, bireylerin yaşam koşullarını doğrudan etkiler. Düşük gelirli ailelerde büyüyen çocuklar, daha fazla kaygı ve travma ile karşı karşıya kalabilirler. Bu çocuklar, gelecekte psikolojik sorunlarla daha fazla karşılaşabilirler. Ekonomik belirsizlik, sınıf ayrımcılığı ve sınıf tabakalaşması gibi faktörler, bu bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir ve nevroz gibi ruhsal bozuklukların gelişmesine zemin hazırlayabilir.

Sonuç: Nevrozun Toplumsal Temelleri ve Gelecek Perspektifleri

Sonuç olarak, nevroz ve nevrotik davranışlar, yalnızca bireysel bir sorun olmanın ötesindedir. Toplumsal cinsiyet, ırk, sınıf gibi sosyal faktörler, bireylerin psikolojik sağlıklarını şekillendirir ve bu, nevrozun yaygınlık ve şiddetini etkileyebilir. Kadınlar genellikle daha fazla duygusal yük altında oldukları için nevrotik davranışlar sergileyebilirken, erkekler toplumsal normlar nedeniyle bu belirtileri gizleme eğilimindedirler. Ayrıca, ırk ve sınıf farkları, nevrozun gelişmesinde önemli rol oynamaktadır.

Bu durumda, toplumsal yapıları değiştirmek ve eşitsizlikleri azaltmak, nevrozun önlenmesine ve tedavi edilmesine yardımcı olabilir. Peki, sizce toplumsal normlar, nevroz ve nevrotik davranışların yaygınlığını nasıl etkiler? Toplumun dayattığı roller, bireylerin psikolojik sağlıklarını nasıl şekillendiriyor? Bu konuda sizce yapılması gereken değişiklikler nelerdir?